İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Hakk’ı bilmek istersen âlemde, her zerrede O’nun tecellisini ara. Çünkü kâinat, Hakk’ın varlığının bir nişanesidir, O’ndan gayrı bir varlık yoktur. — Niyazi Mısri, Divan Bu söz, Niyazi Mısri’nin vahdet-i vücud (varlığın birliği) inancını yansıtır. Evrenin her zerresinde ilahi tecelliyi görmeyi öğütler. Allah’ın yaratılıştan ayrı değil, bilakis her şeyde zuhur eden tek hakikat olduğunu vurgular. Hakikati […]
Tarikat ehlinin adabı, halktan ayrılmak değil, halk içinde Hak ile olmaktır. — Cüneyd-i Bağdadi, Resâil Cüneyd, tasavvuf ehlinin dünyaya tamamen kapanmasını değil, insanlar arasında yaşarken dahi kalben Allah ile bağını koparmamasını savunur. Gerçek edep, insanlarla ilişkilerde nezaketi, hoşgörüyü ve adaleti gözetirken, aynı zamanda iç dünyasında sürekli Allah’ı anmaktır. Bu, toplumsal hayattan kopmadan, dünya işlerini yerine […]
Sıdk, kalbin Allah ile olan ahdine sadık kalması, ihlas ise amelleri sadece O’nun rızası için yapmaktır. — Cüneyd-i Bağdadi, Resâil Cüneyd, sıdkı (doğruluk/sadakat) kalbin Allah ile yaptığı misakına bağlı kalması olarak açıklar. Bu, kulun tüm sözlerinde, fiillerinde ve niyetlerinde samimi olması demektir. İhlas ise, her türlü ibadet ve amelin sadece Allah rızası için yapılmasıdır. Amellerde […]
Tevekkül, kalbin Allah’a tam teslim olması ve rızkı konusunda O’na güvenmesidir. — Cüneyd-i Bağdadi, Resâil Cüneyd’e göre tevekkül, sadece çalışmayı bırakıp Allah’tan beklemek değil, asıl olarak kalbin Allah’a mutlak güven duymasıdır. Kul, dünya işlerini yaparken dahi kalben Allah’a dayanır, tüm işlerin neticesini O’na bırakır. Rızkının ve her şeyin Allah’tan geldiğini bilir, bu yüzden endişe duymaz. […]
Sûfî, vaktin oğludur; yani, her anın gereğini yerine getirendir. — Cüneyd-i Bağdadi, Resâil Cüneyd, sûfînin zamanı en verimli şekilde değerlendiren kişi olduğunu vurgular. ‘Vaktin oğlu’ olmak, geçmişin pişmanlıklarıyla veya geleceğin endişeleriyle meşgul olmamak, aksine içinde bulunulan anın hakkını vermek demektir. Her an, Allah’a yönelme, zikir, ibadet ve iyi işler yapma fırsatıdır. Sûfî, her anı bir […]
Zühd, elin dünyadan boşalması, kalbin ise ondan uzaklaşmasıdır. — Cüneyd-i Bağdadi, Resâil Cüneyd-i Bağdadi, zühdü sadece maddi şeylerden el çekmek olarak değil, aynı zamanda kalbin dünyaya karşı kayıtsız kalması olarak tanımlar. Gerçek zühd, mal ve mülke sahip olmaya engel değildir; önemli olan, kalbin dünyaya bağlı olmaması, dünya nimetlerine esir düşmemesidir. Zahit, dünyalıkları Allah yolunda kullanır, […]
Marifet, kalbin Allah’ı bilmesidir; öyle ki, kalpte O’ndan başkasına yer kalmaz. — Cüneyd-i Bağdadi, Resâil Marifet, Cüneyd’e göre, sadece akli bir bilgi değil, kalbi bir idraktir. Kalbin, Allah’ı tüm varlığıyla tanıması, O’nun azametini, kudretini ve birliğini derinden hissetmesidir. Bu makama ulaşan Arif, kalbinden dünya sevgisini, nefsin arzularını ve tüm ikilikleri çıkarır. Kalp, sadece Allah’ın zikriyle, […]
Fena, kulun kendi sıfatlarından fani olması, beka ise Hak ile baki olmasıdır. — Cüneyd-i Bağdadi, Resâil Cüneyd-i Bağdadi, tasavvufun temel kavramlarından fena ve beka’yı derinlemesine açıklar. Fena, kulun nefsanî arzularından, benliğinden, dünya sevgisinden ve kendi iradesinden tamamen arınması halidir. Bu arınma neticesinde kul, kendi varlığını Allah’ın mutlak varlığı içinde eritir. Beka ise, kulun fena makamını […]
Tevhid, yaratılmışın, ezelden ebede bir olan Yaratıcısı’nın varlığında yok olmasıdır; öyle ki, artık kendinden hiçbir iz kalmaz. — Cüneyd-i Bağdadi, Resâil Cüneyd’e göre tevhid, sadece Allah’ın birliğini dile getirmek değil, aynı zamanda kulun kendi benliğinden sıyrılarak mutlak varlık olan Allah’ta fani olmasıdır. Bu, kulun varlığını, iradesini ve tüm niteliklerini Allah’ın varlığı ve iradesi karşısında erimesi […]
Nefsinin esiri olan, hürriyeti tadamamış; Rabbine kul olan ise gerçek hürriyete ermiştir. — Bayezid-i Bistami, Kelimât Bu söz, insanın nefsine karşı verdiği mücadelenin önemini ve bunun getirdiği manevi özgürlüğü anlatır. Nefsin isteklerine boyun eğen kişi, aslında kendi arzularının ve dünya bağlarının kölesi olur. Oysa nefsini terbiye edip Allah’a tam bir teslimiyetle kul olan kişi, dünya […]