İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Mürşid-i kâmil, karanlıkta yolunu şaşırmış sâlik için ışık tutan, bataklıkta boğulmak üzere olanı kurtaran bir rehberdir. Onun irşadı olmadan, bu yolda mesafe almak hem zor hem de tehlikelidir. — İmam Rabbani, Mektubât İmam Rabbani, tasavvuf yolculuğunda kamil bir mürşidin (rehberin) vazgeçilmez önemini vurgular. Mürşid, hem şeriat ilimlerinde derinleşmiş hem de manevi hallerde kemale ermiş bir […]
Fenafillah, kişinin kendi varlığını tamamen yok sayması değil, bilakis kendi fiillerini, sıfatlarını ve zatını Cenab-ı Hakk’ın fiillerinde, sıfatlarında ve zatında yok olduğunu görmesidir. Bu, Hakk’ın varlığında kendi varlığını idrak etmektir. — İmam Rabbani, Mektubât Fenafillah kavramını açıklarken İmam Rabbani, tasavvuftaki bazı yanlış anlamaları düzeltir. Fenafillah, kişinin ‘ben’lik iddiâsından vazgeçip, tüm varlığın ve kudretin sadece Allah’a […]
Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) tam ittiba etmek ve O’nun sünnetine sarılmak, Allah sevgisine ulaşmanın tek ve en kestirme yoludur. Zira Allah’ı sevmenin alameti, O’nun sevdiğini sevmektir. — İmam Rabbani, Mektubât İmam Rabbani, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) olan muhabbeti ve O’nun sünnetine uymayı iman ve kulluğun merkezine koyar. Gerçek Allah sevgisinin, O’nun gönderdiği elçiye ve O’nun getirdiği […]
Vahdet-i Vücud mertebesi, sülukun hallerinden bir haldir; hakikatin kendisi değil, o hakikate giden yolda bir müşahededir. Hakikat ise her şeyin Allah’ın yaratması ve O’nun iradesiyle var olduğudur. — İmam Rabbani, Mektubât İmam Rabbani, Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) düşüncesini tasavvufi bir hal ve müşahede olarak yorumlamış, onu Vahdet-i Şuhud (şuhudun birliği) ile açıklamıştır. Ona göre, sâlik […]
Şeriat, tarikatın özü ve hakikatinin ta kendisidir. Tarikatsız şeriat kuru, şeriatsız tarikat ise sapkınlıktır. — İmam Rabbani, Mektubât İmam Rabbani’ye göre, tasavvufi yolculuk şeriatın sağlam temelleri üzerine kurulur. Şeriat, zahiri emir ve yasakları kapsarken, tarikat bu emirlerin batıni boyutlarını, kalbi temizliği ve ruhani yükselişi hedefler. Gerçek irfan, şeriatın zahiri hükümlerine tam bağlılık göstermeden elde edilemez. […]
Dünya, bir köprüdür; üzerinden geç, üzerinde durma. Zira üzerinde duranlar helak olur, geçenler ise kurtuluşa erer. — Abdülkadir Geylani, Fütûhu’l-Gayb Abdülkadir Geylani’nin bu veciz sözü, dünyanın geçici ve aldatıcı mahiyetini açıklar. Dünya, ahiret için bir hazırlık ve imtihan yeridir; bir durak değil, bir geçiş noktasıdır. Dünya malına, makamına ve zevklerine aşırı bağlanmak, insanı gerçek amacından […]
Kendini bilmeyenin Rabbini bilmesi mümkün değildir. Zira Rabbine giden yol, kendi içinden geçer. — Abdülkadir Geylani, Fütûhu’l-Gayb Bu hikmet, tasavvuftaki “nefsini bilen Rabbini bilir” ilkesine vurgu yapar. İnsan, kendi varlığının acziyetini, faniliğini, sınırlılıklarını ve içindeki ilahi emaneti idrak etmedikçe, Allah’ın sınırsız kudretini, ezeli ve ebedi varlığını tam olarak anlayamaz. Kendi iç dünyasına yönelmek, nefsini arındırmak, […]
Gerçek hürriyet, kulun kendi iradesinden vazgeçip Allah’ın iradesine tam teslim olmasıyla başlar. Kendi arzularına kul olan, asla özgür olamaz. — Abdülkadir Geylani, Fütûhu’l-Gayb Bu söz, tasavvufi teslimiyetin özünü açıklar. İnsan genellikle kendi isteklerini takip etmeyi özgürlük zannederken, Abdülkadir Geylani bunun aksini belirtir. Kendi nefsani arzularına boyun eğen kişi, aslında bu arzuların kölesi olur ve gerçek […]
Kalbiniz paslandığında onu zikirle cilalayın. Allah’ın ismini anmak, kalpleri diriltir ve ruhları hakikate açar. — Abdülkadir Geylani, Fütûhu’l-Gayb Bu derin söz, kalbin manevi sağlığı için zikrin önemini vurgular. İnsan kalbi, dünya meşgaleleri, günahlar ve gafletle zamanla paslanabilir, manevi algısını yitirebilir. Zikir, yani Allah’ı anmak, O’nun isimlerini tesbih etmek, bu pası silen, kalbi arındıran ve ona […]
Nimete şükretmek, nimeti artırır. Bela ve musibete şükretmek ise, kalbi arındırır ve ruhu yüceltir. Her halükarda şükreden kul, Rabbinin nazargahıdır. — Abdülkadir Geylani, Fütûhu’l-Gayb Bu hikmet, şükrün sadece refah anlarında değil, her durumda bir erdem olduğunu vurgular. Maddi veya manevi nimetlere şükretmek, Allah’ın o nimetleri artırmasına vesile olur. Ancak gerçek teslimiyet ve marifet, bela ve […]