İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Hayal âlemi, Hakk ile halk arasında bir berzahtır; hakikatler orada suretlere bürünür ve ruhlar onun vasıtasıyla idrak eder. O, ne mutlak varlık ne de mutlak yokluktur. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi’ye göre hayal, sadece zihinsel bir kurgu değil, ontolojik bir âlemdir (‘âlem-i misâl’ veya ‘hazret-i hayâl’). Bu âlem, soyut hakikatlerin somut formlara büründüğü, […]
İnsan-ı Kamil, ilahi isim ve sıfatların tamamını kendinde toplayan, âlemin özü ve Hakk’ın aynasıdır. O, varlığın hem zahiri hem de batıni kutbudur. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İnsan-ı Kamil, İbn Arabi’nin düşüncesinde, ilahi kemalatın en üst düzeyde tecelli ettiği varlıktır. O, Allah’ın tüm isim ve sıfatlarını eksiksiz bir şekilde yansıtan bir aynadır ve bu yönüyle […]
Her an, Allah’ın yeni bir tecellisidir. Aynı tecelli iki kere tekrar etmez; bu yüzden hiçbir an bir diğerine benzemez ve varlık sürekli bir yenilenme içindedir. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi’nin ‘Her gün O, yeni bir şe’ndedir’ ayetinden yola çıkarak geliştirdiği bu düşünce, ilahi tecellinin sürekliliğini ve yeniliğini vurgular. Allah, her an farklı bir […]
Aşk, varoluşun sırrıdır ve her şeyin kaynağıdır. Allah, kendini bilmek ve sevilmek arzusuyla âlemi yaratmıştır; bu aşk, tüm varlıkta akar. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi’ye göre aşk, sadece insanlar arasındaki bir duygu değil, tüm varoluşu kuşatan kozmik bir ilkedir. Allah’ın âlemi yaratma nedeni, kendini bilme ve sevilme arzusudur ki bu da ilahi aşktan […]
Varlık birdir ve tektir; görünen her şey O’nun çeşitli veçhelerinden ibarettir. Kesret (çokluk) zâhirde bir yanılsama, bâtında ise birliğin kendisidir. — İbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye İbn Arabi’ye göre, mutlak varlık yalnızca Allah’a aittir ve evrendeki her şey O’nun varlığının farklı suretlerdeki tezahürleridir. Bu, görünen çokluğun ardında yatan birliği idrak etme halidir. Her varlık, ilahi isim […]
Şükür ve sabır, müminin iki kanadıdır. Bunlarla uçan kişi, her türlü zorluğu aşar ve ilahi rızaya ulaşır. — İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn İmam Gazali, tasavvufi yaşamda şükür ve sabrın temel direkler olduğunu vurgular. Şükür, nimetlerin farkında olmak ve Allah’a minnet duymaktır; bu, kalbi genişletir ve Allah’a olan sevgiyi artırır. Sabır ise, musibetler karşısında direnmek, nefsani […]
Kibirden daha büyük bir hastalık yoktur. Zira kibir, insanı hem Allah’tan hem de insanlardan uzaklaştırır, tevazu ise kulun Rabbine en yakın olduğu haldir. — İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn Tasavvufi ahlakta tevazu, en önemli erdemlerden biridir. İmam Gazali, kibri, kalbi katılaştıran ve manevi gelişimi engelleyen yıkıcı bir hastalık olarak tanımlar. Kibirli insan, kendi acziyetini ve Allah’ın […]
Kalbin gıdası zikir, ruhun aydınlığı ise fikirdir. Bu ikisi olmazsa, manevi hayat kurur ve söner. — İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn Tasavvufta zikir ve fikir, kalbi diri tutmanın ve ruhu aydınlatmanın iki temel aracıdır. Zikir, Allah’ı sürekli anmakla kalbi canlı tutar, gafletten uyandırır ve manevi bağları güçlendirir. Fikir ise varlık, varoluş ve ilahi kudret üzerinde derinlemesine […]
Amelsiz ilim, meyvesiz ağaç gibidir; ilimsiz amel ise yolunu şaşırmış bir yolcu gibidir. İkisi bir araya gelmedikçe kemale erilemez. — İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn İmam Gazali, ilim ile amelin ayrılmaz bütünlüğünü vurgular. Sadece bilgi sahibi olmak, onu hayata geçirmedikçe kuru bir teoriden öteye geçmez ve kişiye fayda sağlamaz. Diğer yandan, doğru bilgiye dayanmayan ameller de […]
Dünya, ahiretin tarlasıdır. Buraya ne ekersen, orada onu biçersin. Akıllı kişi, fani olana aldanmaz, baki olana yönelir. — İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Dîn Bu hikmetli söz, tasavvufun dünya görüşünü özetler. Dünya, bir amaç değil, ahiret için bir araç olarak görülür. İmam Gazali, mümini dünyevi zevklere kapılıp ahireti unutmaktan sakındırır. Asıl olanın, dünya hayatında yapılan iyi amellerle […]