İslam büyüklerinden seçilmiş hikmetli sözler ve öğütler
Kendi varlığından daha büyük bir perde yoktur. Bu perde kalkmadıkça, hakikatin güneşi sana doğmaz; çünkü sen varsan, O’nun varlığına yer kalmaz. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr İnsanın kendi benliği, yani nefsi, kibir, ego ve dünyevi arzularıyla dolu olan varlığı, ilahi hakikati görmesinin önündeki en kalın perdedir. Attar’a göre, bu benlik perdesi kalkmadıkça, Allah’ın nuru ve hakikat […]
Aradığın Simurg, senin ta kendindir. Dışarıda aradığın sır, aslında kendi içinde gizlidir; aynaya baktığında göreceğin suret, arayışının cevabıdır. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Mantıku’t-Tayr’ın zirve noktası olan bu idrak, kuşların Simurg’u bulmak için çıktıkları çetin yolculuğun sonunda kendilerinin ‘Otuz Kuş’ (Si-murg) olduğunu anlamalarıyla ifade edilir. Attar, insanın kendi özünde ilahi bir cevher taşıdığını vurgular. Hakikat, dışarıda […]
Aşkın ateşiyle yanıp kül olmak, baki kalmanın ta kendisidir. Zira fani benlik yok olmadıkça, baki olana vuslat imkânsızdır. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Attar’ın kelebek ve mum hikayesinde sembolize ettiği gibi, ilahi aşk, aşığı kendi fani varlığından arındıran yakıcı bir ateştir. Bu aşk ateşiyle benliğin yok oluşu (fena), zahiren bir son gibi görünse de, aslında gerçek […]
Yolculuk, kendi benliğinden sıyrılıp hakikate ulaşmanın tek yoludur; zira menzile varış, ancak benliğin yok oluşuyla mümkündür. — Faridüddin Attar, Mantıku’t-Tayr Tasavvufi yolculuk, dışsal bir mekân arayışından ziyade, nefsin ve egonun prangalarından kurtulma mücadelesidir. Attar’a göre, hakiki menzil olan ilahi huzura varmak için, kişinin kendi varlığını, arzularını ve benlik iddialarını terk etmesi şarttır. Bu yok oluş […]
Sıkıntıların gelişi, sana Allah’ın hikmetini öğretir. O’nun sana lütfu, belalar perdesinde gizlidir. — İbn Atâullah el-İskenderî, Hikem-i Atâiyye Bu hikmet, zorluklara ve musibetlere farklı bir bakış açısı sunar. İbn Atâullah, sıkıntıların sadece birer ceza veya imtihan olmadığını, aynı zamanda ilahi birer eğitim ve hikmet kaynağı olduğunu belirtir. Belalar, kulun gaflet perdesini aralar, acizliğini idrak etmesini […]
Fakirliği (fakr) seç, zira fakirlik, Allah ile senin arandaki tüm bağları koparır ve seni yalnızca O’na bağlar. — İbn Atâullah el-İskenderî, Hikem-i Atâiyye Tasavvuftaki “fakr” kavramı, maddî yoksulluktan ziyade, kulun kendi benliğinden ve dünya malından müstağni olması, her türlü fani şeye karşı kalben bağımsızlığını ilan etmesidir. Bu hikmet, gerçek zenginliğin Allah’a olan mutlak bağlılıkta yattığını […]
O’nun sana verdiğini azımsama, zira O’nun sana vermediği şeyleri istemen, O’nun sana verdiğini azımsamaktır. — İbn Atâullah el-İskenderî, Hikem-i Atâiyye Bu hikmet, şükrün ve kanaatin ehemmiyetini belirtir. Kulun, kendisine bahşedilen nimetlere şükretmek yerine, sahip olmadıklarına odaklanıp bunları arzu etmesi, ilahi lütfu küçümsemek anlamına gelir. Gerçek zenginlik, kalbin Allah’ın taksimine razı olması ve verilenle yetinmesidir. Bu […]
Rabbinden başkasına dayanma, zira O, seni başkasına havale ederse oradan hiçbir fayda göremezsin. — İbn Atâullah el-İskenderî, Hikem-i Atâiyye Bu hikmet, kulun mutlak tevekkül ve teslimiyetini vurgular. İbn Atâullah, insanın fani ve aciz varlıklara dayanmak yerine, her şeyin mutlak sahibi olan Allah’a yönelmesi gerektiğini belirtir. Gerçek yardım ve destek, ancak ilahi kaynaktan gelir; zira kulun […]
En büyük düşman, dışarıda değil, kendi içindedir; o da doymak bilmeyen nefsindir. Nefisle mücadele, cennet yolunun en çetin yokuşudur, onu arındıran kurtulur. — Aziz Mahmud Hüdayi, Divan / Tezkireler Aziz Mahmud Hüdayi, müridin en önemli mücadelesinin kendi nefsiyle olduğunu vurgular. Nefis, kötü arzuların, bencilliğin ve şehvetin kaynağıdır. Onu terbiye etmek, arındırmak (tezkiye) tasavvuf yolculuğunun temelidir. […]
Gerçek fakirlik, malda değil, Allah’tan başkasına muhtaç olmamaktır. Fakr, Hakk’ın dergahında acziyetini bilmek, O’nunla kaim olduğunu idrak etmektir. — Aziz Mahmud Hüdayi, Divan / Tezkireler Tasavvuftaki fakr kavramı, maddi yokluktan ziyade, kulun kendi varlığının ve gücünün Allah karşısında hiçbir değeri olmadığını idrak etmesidir. Bu, Allah’tan başka hiçbir şeye dayanmama, O’ndan başka kimseden medet ummama halidir. […]